Pnömokok Aşısı
9/3/2008
Pnömokok Aşısı
Son günlerde çocuk doktorunuz size yeni bir aşıdan bahsetmiş olabilir. 2000 yılından beri ABD, Kanada gibi ülkelerde tüm 0-2 yaş çocuklar için önerilen pnömokok aşısı artık ülkemizde de mevcut. Bu aşı, çocukları pnömokok adı verilen tehlikeli bir bakterinin yol açtığı enfeksiyonlardan korumak üzere hazırlanmıştır. Ülkemizde önceden mevcut olan pnömokok aşısı 2 yaş altı çocuklarda etkili olmadığından kullanılmamakta, 2 yaş üstünde belli risk faktörlerini taşıyan çocuklara önerilmekteydi.
Pnömokok Nelere Yol Açar?
Pnömokoklar, özellikle 2 yaş altı küçük çocuklarda ve 65 yaş üstü kişilerde zatürrenin en sık görülen etkenidir. Ayrıca, sinüzit, orta kulak enfeksiyonu , menenjit gibi başka bazı ciddi enfeksiyonlara da yol açabilir.
Pnömokok Antibiyotikle Tedavi Edilmez mi?
Uygun olmayan antibiyotik kullanımı sonucunda, yıllar içinde pnömokokların antibiyotiklere dirençli türleri ortaya çıkmıştır. Bu dirençli türler, tedavide zorluk yaratmaktadır. Bu nedenle, aşıyla korunmanın önemi daha da artmıştır.
Hangi Çocuklar Aşılanmalıdır?
0-2 yaş arası tüm çocuklar
2-5 yaş arası bazı risk faktörleri olan çocuklar ( bağışıklık sistemini etkileyen hastalığı olan, orak hücreli anemisi olan, dalağı alınmış, şeker hastalığı, astımı, kronik kalp veya solunum sistemi hastalıkları olan çocuklar )
Aşı Olmaması Gereken Çocuklar Var mı?
Eğer, bir çocukta aşının ilk dozuyla ciddi bir alerjik reaksiyon gelişirse, aşının tekrarı önerilmez.
Eğer, çocuk hastaysa aşı için iyileşmesi beklenir. Ancak hafif bir nezle gibi hastalıklar aşı için engel oluşturmaz.
Aşı Kaç Defa Yapılır?
Eğer, 2 ayda karma aşılarla birlikte başlanırsa 2 ay arayla toplam 3 doz, 12-15 ayda tekrar dozu olarak toplam 4 doz yapılır. İlk 6 aydan sonra aşıya başlanırsa, kaç doz aşı gerekeceği başlama ayına göre değişecektir. Büyüdükçe olgunlaşan bağışıklık sistemi daha az sayıda aşıya da yanıt verecektir. Doktorunuz, size uygun protokolü bildirecektir.
Aşının Yan Etkileri Nelerdir?
Tüm aşılarda olduğu gibi, bu aşıda da aşı yerinde kızarıklık, acıma, şişlik ( 4 çocuktan birinde) görülebilir. Hafif ateş olabilir. Yüksek ateş ihtimali % 2dir. Her ilaçta olduğu gibi aşılarda da alerjik reaksiyon görülme ihtimali vardır.
BİLGİLER www.sagliklicocuk.com sitesinden alınmıştır.
Yorum (yok) Yorum yaz! Kalıcı Bağlantı
YENİ DOĞMUŞ BEBEĞİN GÜNCESİ
9/3/2008
YENİ DOĞMUŞ BEBEKLER NELER DÜŞÜNÜYORLARMIŞ DA HABERİMİZ YOKMUŞ ! :))
1. gün
Böylesi kötü bir başlangıç beklemiyordum.oha hortumumu bile kesmişler! meme diye, süt diye birşey varmış. nerden nasıl bulunur bu ya? Hayattan daha 1. günden soğutacaklar beni.
2. gün
Meme buldum ama bundan süt gelmiyor, emiyorum allah emiyorum, tık yok, süt başka yerde mi? Neyse biraz daha emdim geldi, fazla abanınca meme sahibi kişilik bağırdı, ne bağrıyosun açım ben! çok yalnızım be
sözlük.Hayır bişi değil içerdeyken de yalnızdım ama yediğim önümde yemediğim arkamdaydı en azından, bak yine aklıma geldi, hortumu bile kestiler yaa!Uykum geldi yine. zzzzz!
3. gün
Memeyi sevdim, bu dünyadaki tek dostlarım bu iki meme. iyi ki varsınız.
4. gün
Bugün bir sürü olaylar oldu, gürültü yaptılar, başka biryerlere gittik
galiba. Memeden ayrılınca bağrıyorum geri geliyor, sonra uyuyorum, uyanıyorum bir bakıyorum meme yok, neyse ama tekrar bağrınca geri geliyor nasılsa. sıçmak da zevkliymiş be, eskiden yapamıyordum.
5. gün
Bugün 15 kez kaka yaptım, rekorumu geliştirmeliyim. dikkat ettim de her yaptığımda temizliyorlar, bunu sevdim. Dikkatimi çeken bir noktada şu ki, amma koca kafalıyım be arkadaş, ağır mı ağır tutamıyorum şerefsizim, pat o yana, pat bu yana, dikkat etseler bari de çatlatmasak daha ilk günden.
6. gün
Avucuma ne verseler hemen tutuyorum, tik gibi birşey, maalesef farkettiler, herkes parmağını veriyor avucuma, mecburen tutuyorum, alemin maymunu oldum iyi mi?
Bu arada ne çok uyuyorum ya arkadaş, atamadım şu yorgunluğu, daha çok süt içeyim en iyisi. hayır içtikçe de yoruluyorum o da ayrı, nerde o eski günler, hortumdan geliyordu ne güzel, şimdi em allah em, bak yine aklıma geldi, şerefsizler kesti hortumu yaa.
7. gün
Bugün solaryuma girdim, sarılık mı ne ondanmış. yine uykum geldi.
8. gün
Biraz daha iyi hissetim kendimi, daha çok süt içiyorum artık.Kaka yapma işini de tam alt açma anına denk getiriyorum ki etraf pislensin, eziyet olsun. naapayım ama alt açıkken daha rahat roketleyebiliyorum. Kaka yaparken başka birşey daha yapıyorum galiba, anlamaya çalışacağım bakalım.
9. gün
Çok fena hıçkırık tutuyor, geçsin diye nefesimi tutayım dedim onu da beceremedim, neyse ki süt içince geçiyor. bu süt her derde devaymış, bugün bunu gördüm.
10. gün
Sütten başka birşeyler verdiler, var ya, yeter artık be... Tam alışıyordum, yine dayadılar başka birşey, hayret bişi ya, vitaminmiyiş neymiş.
Bu arada memelerin arasından dün gördüğüm lavuk gündüzleri piyasada yok akşamları geliyor sadece, hadi bakalım hayırlısı.
11.gün
Al işte, başladı yine bir arıza. sütten sonra çok feci karnım ağrıyor, böyle gaz gibi bişi, eğilip bükülüyorum, binbir şekile giriyorum çıkaracağım diye. sırtımı falan sıvazlayın bari be kardeşim.
12. gün
Bütün gün gazdan kıvrandım arkadaş ya, bela oldu başıma, yaygarayı bastım ben de. Uyutmadım, diktim bunları da hazır asker. Sonra bir saldım ki evlere şenlik, akabinde uyudum hemen gerisini hatırlamıyorum
13. gün
Annemin suratına sıçtım. tamam utandım biraz da insan bebeği poposundan öper mi yaa.Ayıp oldu di mi? Naapıyım abi, neyse fazla kızmadı herhalde.
14. gün
Anneme kırmızı renkli birşeyler içiriyorlar, o zaman süt daha bi randımanlı oluyor sanki, böyle tadı da hoşuma gidiyor, şu memelere bir rating aleti taksalar da hangisini sevip hangisini sevmediğimi söyleyebilsem.
15. gün
Topuktan kan alıp duruyorlar, metin olayım çok ağlamayayım diyorum ama canım yandı be arkadaş, hayır ondan sonra da hemen süt verince sakinliyorum, kızgınlığım geçiyor. Ağız tadıyla asabiyet yaptırmıyorlar, şu memelere karşı biraz daha dikbaşlı durabilsem.
16. gün
Şu memeleri çok sevdiğimi bir kez daha anladım, çok seviyorum onları, onlardan ayrılınca içimi bir huzursuzluk kaplıyor, en iyisi onlardan uzaklaştığım anda yaygarayı basayım ben. bugün benden biraz büyük biri geldi yanıma, sevme amaçlı olsa gerek bir geçirdi başım dönüyo hala. Sonradan öğrendim kuzenmiş, neyse yazdım kenara intikam alınacak.
17. gün
Etrafı daha net seçer oldum, ama el ve ayak koordinasyonu hala zayıf, memeyi kavrayabiliyorum ancak. Bir de bu eller ve ayaklar bana mı ait tam olarak emin değilim, sallıyorum öyle, zevkli birşey. yüze ve gözlere dikkat etmem lazım ama, tırnaklar tehlikeli. diğer yandan annem bugün onları kesmeye çalıştı ama huysuzluk ettim, etmeseydim daha iyi olacaktı galiba, bak çizdik tam gözün altını yine.
18. gün
Elime torbalar taktılar, kafaya çarpınca artık acıtmıyor, yara bere de yapmıyor. Sanırım onlar da beni seviyor, iyiliğimi düşünüyorlar.Sslında hala çıktığım yeri özlüyorum, geri girme imkanım olmaz mı acaba?
19.gun
Nihayet o adamin neden eve sadece akşamlari geldigini anladim. Megerse, bana ve anneme bakmak icin gunduz çalışıyomuş...
Aferin gozume girdi şimdi bak!..
20. gün
Tabii ya, annemin karnındayken de duyuyordum o adamın sesini sık sık. Ona da ilgi alaka gösterdim, bağırdığımda bazen o alıyor beni kucağına, meme vardır diye saldırdım ama vermedi.
Bir ara meme açıkken kıstırdım ama emme olayından bir randıman alabilmiş değilim, meme yüzeyi bayağı bir farklı.
Yorum (yok) Yorum yaz! Kalıcı Bağlantı
DOĞUM GÜNÜN KUTLU OLSUN BABACIM
21/2/2008
BİRİCİK BABAMA..
Sana, çiçekler getirdim baba,
Sana, torunlarından sevgiler
İğde kokularını getirdim sana,
Hanımeli ballarını...
İyot kokusunu Ege'nin..
Toprağın kokusunu örtmek için,
Bebek kokusu getirdim sana.
Bak üçüncü pazarı geliyor Şubatın,
Ezgisi yanık türküler getirdim sana
Yılların söndüremediği
Yangın alanı yürekte,
Özlemlerimi getirdim sana.
Toprağın karanlığını kaybetmek için,
Sevginin ışığını getirdim sana.
Babam, yarım kalmış bir öykünün
Hazan yapraklarını getirdim sana
Bugün hergün gibi senin günün
Bugün hergün gibi senin özlemin
Doğum günün kutlu olsun....
DORUK
Yorum (1) Yorum yaz! Kalıcı Bağlantı
ANNEME
9/12/2007
Yağmurlar başladı İstanbul’da yine..
Yine başladı üşümeye ellerim..
Yine sırılsıklam olmuş ruhum..Yine özlemin dağlardan büyük geliyor bedenime..
Üşüyen ellerimi ellerinden çıkan eldivenlerle örtüyorum bu sabah..
Bu sabah üzerime atıyorum kokunu duyduğum şalı yine her zamanki gibi..
Yanında ısınamayıp kokunla idare ediyorum ya..
Hani göz yaşlarım yağmura karışıyor ya her sabah ve her akşam yastığımda son buluyor ya ömürleri..
Dayanamıyorum artık annem..
Yüreğimde özlemin dinmiyor bilemezsin..
Kokunu arıyorum,sarılmanı özlüyorum..
Kızım kahvaltı yapıyoruz diyip kaldırmanı..
Öpmeni ,koklamanı..
Elimde değil ağlıyorum..
İyi olmamı istediğini biliyorum,gülmemi hep ama yapamıyorum..
Bir sabahta Leyla’nın o şarkılar söyleyen güzel sesiyle değil de,senin öpücüklerinle açmak istiyorum gözlerimi..
Bir kez de babamla kavga ederek, kalkmamak için..
Kahvaltıdan sonra ablamı zorla içeri sürüklemek istiyorum mesela,gizli gizli çekmek sigarayı içime..
Burada içesim bile gelmiyor sen yakalamayacaksın diye inan..
İnan çıkasım gelmiyor senden izin almadıkça dışarı..
İçim yanıyor yine annem ve yağmurlar dindirmiyor yangınımı..
Seni özledim elimde değil..
Gelmek istesem de gelemiyorum , bir türlü her şeyi bırakıp çık git diyemiyorum beynime..
Seni özledim annem,
Ben gelemiyorum..
Sen gel..
Sen gel de al beni...
Yorum (yok) Yorum yaz! Kalıcı Bağlantı
SOL YANIM ACIYOR ANNE
7/12/2007 -Kategori: Annelik ile ilgili hikayeler ve siirler
Merhaba anne,
Yine ben geldim.
Merak etme okuldan çıktım da geldim.
Anneler de babalar gibi merak eder mi bilmiyorum ama
Ali, “Okula gitmezsem annem çok kızar, merak eder.”
Demişti de onun için söylüyorum.
Geçen hafta öğretmen, sağ elimde sarımsak, sol elimde
soğan dedirte dedirte öğretti sağımı solumu.
Ben biliyorum artık anne, sağım neresi, solum neresi
Ağrıyan yanımın neresi olduğunu.
Şimdi iyi biliyorum anne.
Hani geçen geldiğimde:
Şuram acıyor işte, şuram demiştim de
Bir türlü söyleyememiştim ya acıyan yanımı anne
Bak şimdi söylüyorum. Şuram işte,
Sol yanım çok acıyor anne.
Hem de her gün acıyor anne her gün.
Dün sabah annesi Ayşe’nin saçlarını örmüştü.
Elinden tutup okula getirdi.
Yakası da danteldi.
Zil çalınca öptü, hadi yavrum sınıfa dedi.
Ben de ağladım,
Ağladım hiç de utanmadım.
Öğretmen ne oldu dedi?
Düştüm, dizim çok acıyor dedim.
Yalan söyledim anne.
Dizim acımıyordu ama sol yanım çok acıyordu anne.
Bugün ben de saçım örülsün istedim.
Babam ördü ama onunki gibi olmadı.
Dantel yaka istedim.
Babam; “Ben bilmem ki kızım.” dedi.
Bari okula sen götür dedim.
“Kızım, iş…” dedi.
Ben de bana ne dedim, ağladım.
“Kızım, ekmek” dedi babam.
Sustum ama okula giderken yine ağladım anne.
Ha, bi de sol yanım yine çok acıdı anne.
Herkesin çorapları bembeyaz,
benimkiler gri gibi.
Zeynep, “Annem, beyazlara renkli çamaşır
katmadan yıkıyormuş” dedi.
Babam hepsini birlikte yıkıyor.
Babam çamaşır yıkamasını bilmiyor mu anne?
Uffff, babam, her gün domates
peynir koyuyor beslenmeme.
Üzülmesin diye söylemiyorum ama
Arkadaşlarım her gün kurabiye,
börek, pasta getiriyor.
Biliyorum babam pasta yapmasını
bilmez anne.
Hava kararıyor, ben gideyim anne.
Babam bilmiyor kaçıp kaçıp sana geldiğimi.
Duyarsa kızmaz ama çok üzülür biliyorum.
Kim bozuyor toprağını,
Çiçeklerini kim koparıyor?
İzin verme anne,
Ne olur toprağına el sürdürme!
Eve gidince aklıma geliyor bi de
bunun için ağlıyorum anne.
Bak, kavanoz yanımda,
toprağından bir avuç daha alayım.
Biliyor musun anne?
Her gelişimde aldığım topraklarını
Şu kavanozda biriktirdim.
Üzerine de resmini yapıştırıp
başucuma koydum.
Her sabah onu öpüyor kokluyorum.
Kimseye söyleme ama anne
Bazen de konuşuyorum onunla.
Ne yapayım seni çok özlüyorum
anne.
Ha unutmadan,
Öğretmen yarın anneyi anlatan
bir yazı yazacaksınız dedi.
Ben babama yazdıracağım.
Öğretmen anlarsa çok kızar ama
bana ne kızarsa kızsın.
Ben seni hiç görmedim ki neyi,
nasıl anlatacağım anne.
Senin adın geçince sol yanım
acıyor anne.
Hiç bir şey yutamıyorum.
Bazen de dayanamayıp ağlıyorum.
Kâğıda da böyle yazamam ya anne.
Ben gidiyorum anne,
Toprağını öpeyim, sen de rüyama gel beni öp.
Mutlaka gel anne,
Sen rüyama gelmeyince
Sol yanımın acısıyla uyanıyorum anne.
Sol yanım acıyor anne.
İşte tam şurası,
Sol yanım çok acıyor anne.
Seni çok özledim anne, çooook…
Yorum (yok) Yorum yaz! Kalıcı Bağlantı
SAKIN YAPMAYIN...
6/12/2007 -Kategori: Annelik ile ilgili hikayeler ve siirler
Bir bebeğin yarım kalan mektubu
5 Ekim:
Bugün var edildim. Buradayım. Varım. Müthiş bir duygu bu. Var
olduğumu henüz annem ve babam bilmiyor.
Bir elma çekirdeğinden bile küçüğüm. Ama ne de olsa, ben benim. Varım ya!
Bu bana yetiyor. Henüz bedenim belli belirsiz, yüzüm yok ama varlığımı ve
benliğimi hissedebiliyorum. Bir kız olacağım ve baharda çiçekleri
seveceğim.
19 Ekim:
Biraz büyüdüm. Kımıldamam mümkün değil. Annem henüz farkında
değil ama onun kanıyla besleniyorum. Kalbini dolaşıp gelen sımsıcak kan
bana geliyor. Beni sevecek bir kalbin kıpırtılarını şimdiden hissediyorum.
Annem beni çok sevecek. Annem için güzel bir sürpriz olacağım.
23 Ekim:
Hiç göremediğim bir el ağzımı biçimlendirmeye başladı.
Dudaklarımda onun dokunuşunu hissediyorum. Bu "el"in dokunduğu yerler
dudağım damağım oluyor. Düşünün bir yıl sonra bu elin dokunduğu yerde
tebessümler açacak, güleceğim. Dudağımdan ve dilimden sözler dökülecek.
Herhalde önce "Anne!" diyeceğim. Anne duyuyor musun beni? Seninle
konuşacağım. Sana güleceğim. Kimilerine göre hâlâ daha var değilmişim
Nasıl olur? Varım ve gülücükler sunacak dudaklarım da olmak üzere ya
Hem sonra bir ekmek kırıntısı ne kadar küçük olursa olsun yine ekmektir. Öyle
değil mi anneciğim? Ah bir konuşabilsem!
27 Ekim:
Bugün pek mutluyum. İçimde tatlı bir kıpırtı başladı. Artık bir
kalbim var. Kalbim atmaya başladı. Hayatım boyunca böyle atıp duracak.
Sevgilerle dolduracağım kalbimi. Tıpkı anneminki gibi... Annem bedeninde
iki kalbin birden atmaya başladığını bilseydi ne kadar sevinirdi! Duyuyor
musun anne?
2 Kasım:
Her gün biraz daha büyüyorum. Kollarım ve bacaklarım da
biçimlenmeye başladı. Hele bir büyüsün kollarım bak nasıl kucaklayacağım
seni anneciğim. Şu ayaklarım da tamamlansın da, beraber çiçekli bahçemizde
yürürüz. Belki birlikte okula gideriz.
12 Kasım:
Ah evet� Bunlar, bunlar ne kadar sevimli ve küçük şeyler. Aman
Allah'ım parmaklarım da çıkmaya başladı. Bunlarla çiçek toplayacağım,
annemin elini tutacağım, kalem tutacağım. Belki de güzel bir şiir
yazacağım. Anneciğim, orada mısın? Ellerimi ellerinin arasına koymak için
sabırsızlanıyorum.
20 Kasım:
Oh, nihayet. Annem doktora gitti. Burada olduğumu öğrendi.
Yaşasın! Doktor teyze özel bir cihazla gördü beni. Ultrason diyorlarmış.
Resmimi bile çekti. Sevinmiyor musun anneciğim? Seneye kalmaz kollarının
arasında olacağım
25 Kasım:
Artık babam da burada olduğumu biliyor. Fakat henüz kız
olduğumun farkında değiller. Onlara sürpriz yapacağım.
10 Aralık:
Bugün yüzüm tamamlandı. Artık iki güzel gözüm, bir küçük
burnum, dudaklarım ve yanağım var Anneme benziyorum galiba
13 Aralık:
Artık çevreme bakabiliyorum. Etrafım çok karanlık ama olsun.
Yine de mutluyum. Yaşıyorum ve varım. Kısa bir süre sonra gün ışığını
görebileceğim, renkleri ve çiçekleri tanıyacağım. Rüyamda gördüm. Dünyada
gökkuşağı diye bir şey varmış.. Onu çok merak ediyorum.. Anneciğim,
babacığım sizin yüzünüzü de göreceğim. Tanışacağız�. Mutlu olacağız.
Gülüşeceğiz..
24 Aralık:
Kulaklarım daha iyi duyuyor artık. Anneciğim, senin kalbinin
seslerini duyuyorum. Benim kalbimin atışlarını da sen duyabiliyor musun?
Hatta sesini bile tanıyabiliyorum. Sesin ne kadar tatlı Hiç duymadığım
bir şey bu Güzel ve sağlıklı bir kız olacağım. Kollarında uyuyacağım,
yüzüne bakacağım, o tatlı sesini dinleyeceğim. Benim için ninni de
söyleyecek misin anneciğim? Sen de beni özlüyorsundur mutlaka Beni
koklayacaksın.. Çok seveceksin, değil mi?
28 Aralık:
Anne burada bir şeyler oluyor. Doktor abla neden mutsuz bakıyor
böyle... Sen acı çekiyor gibisin. Kalp seslerin değişti... Sustun. Benimle
niye konuşmuyorsun anne? Anne? Anne? Anneciğim Yüzümde soğuk bir şey
hissediyorum. Anne, yüzümü parçalıyorlar... Anne bir şeyler yap Anne
Kolumu çekiyorlar anne Canım yanıyor anne... Anne Ayaklarımı parçalıyor
bu şey anne... Beni sana bağlayan damarı kopardılar anne
? Anne kalbimi
parçalıyorlar Anneciğim Anne? Anne? An... Ah!
Kürtajınız tamamlandı hanımefendi. Geçmiş olsun!
Yorum (2) Yorum yaz! Kalıcı Bağlantı
ANNE OLMADAN ÖNCE...
6/12/2007 -Kategori: Annelik ile ilgili hikayeler ve siirler
ANNE OLMADAN ÖNCE… ANNE OLMADAN ÖNCE... ANNE OLMADAN ÖNCE... ANNE OLMADAN ÖNCE... Düşünemezdim… ANNE OLMADAN ÖNCE... İnanamazdım... ANNE OLMADAN ÖNCE… Bilmezdim... ANNE OLMADAN ÖNCE… ANNELİK... İsteyen herkesin yaşamasını istediğim bir duygudur annelik. HİKÂYE… Bir erkek bir kızı çok mu çok seviyormuş, o kızda kendisini seven erkeğe, — İnanıp inanmadığını ispatlaman için bana annenin kalbini getir demiş, Kızı deliler gibi seven erkek annesinin kalbini hiç düşürmeden çıkartıp kıza götürmek için yolda koşarken ayağı taşa takılıp düşmüş ve kalpten gelen bir ses, —Ah, evladım, yavrum bir yerin acıdı mı? Bu hikâyenin doğru olup olmadığını bilemiyorum ama bir şeyi çok iyi biliyorum ki, annelik böyle bir şey…
Yorum (yok) Yorum yaz! Kalıcı Bağlantı
MELEK
6/12/2007 -Kategori: Annelik ile ilgili hikayeler ve siirler
![]()
25.09.2006 - DÜNYA ' YA GELECEK OLAN MELEK!
Bir zamanlar dünyaya gelmeye hazırlanan
bir çocuk varmış.
Bir gün Tanrı'ya sormuş;
"Tanrım, beni yarın dünyaya göndereceğini söylediler.
Fakat ben o kadar küçük ve güçsüzüm ki,
orada nasıl yaşayacağım?"
"Tüm meleklerin arasında senin için bir tanesini seçtim,
O seni bekliyor olacak ve seni koruyacak.
Meleğin sana her gün şarkı söyleyecek ve gülümseyecek.
Böylece sen onun sevgisini hissedecek ve mutlu olacaksın."
"Peki, insanlar bana bir şey söylediklerinde,
dillerini bilmeden, söylediklerini nasıl anlayacağım?"
"Meleğin sana dünyada duyabileceğin en tatlı ve
en güzel sözcükleri söyleyecek.
Sana konuşmayı, dikkatle ve sevgi ile öğretecek."
"Peki, ben seninle konuşmak istersem ne yapacağım?"
"Meleğin sana ellerini açarak
bana dua etmeyi de öğretecek."
"Dünyada kötüler olduğunu da duydum.
Beni onlardan kim koruyacak?"
"Meleğin seni kendi hayatı pahasına da olsa koruyacak."
"Fakat ben seni bir daha göremeyeceğim için çok üzgünüm."
"Meleğin sana sürekli benden söz edecek ve
ulaşmanın yolunu öğretecek."
O sırada cennette bir sessizlik olur ve
dünyanın sesleri cennete kadar ulaşır.
Çocuk gitmek üzere olduğunu anlar ve
son bir soru sorar;
"Şimdi gitmek üzere isem,
benim Meleğimin adı ne?"
"Meleğinin adının önemi yok yavrum.
Sen onu, ANNE diye çağıracaksın...
Yorum (1) Yorum yaz! Kalıcı Bağlantı
TEYZEME VE ENİŞTEME
6/12/2007 -Kategori: Teyzeme ve Enisteme
ÖĞRETMENİN DÜŞÜ
"Okumuş filler ki her birinin
Nice Bostan, Gülistan ezberidir."
Mavi bir ışık yandı gözlerimde,
Gökyüzü öyle yakın
Çocuklar doğacak çocuklarım
Ve öyle yağmut ki toprak, koklarsın
Ellerin bütün hayvanlar alemi,
Hangi ağacı çalsam açıyor
Uzaylar uslu, Yönlerim Yörük,
Sağduyularım sol duyu.
Mavi kalemlere yordum bu düşü,
Su resimleriyle öğrencilerin,
Göğerttik bozkırın sarı defterini,
Şu yoncalar yurttaşlık bilgisi.
Geçen gün okudum söğütlerin tarihini,
Bi çiğdem var onlar kadar yiğit,
Şu bey, şu eşek, şu yaban, şu işçi arı,
Biz beş sınıfta kaldırdık bütün sınıfları.
Korkuluklar ektiği kargaları biçsin,
Sevginin de kendi planları var,
Beş yılları, yıldızları, dokuz ayları,
İlerde yarım kalmış bir okulun duvarı,
Duvardı diyor, varım diyorum ben de,
Gitsin bütün okumuş filler Gülistana,
Ben Türk'üm bu bozkırda çalışmaya geldim...
Can YÜCEL
Yorum (1) Yorum yaz! Kalıcı Bağlantı
ANNELİK TÜRLERİ
5/12/2007 -Kategori: Annelik ile ilgili hikayeler ve siirler
ANNELİK TÜRLERİ…
- Birisi “anne bitkiler”, yani “ağaç anne”. İncir ağacı yeşermeye başlayınca kendisi çamur yer, meyvesi olan yavrusuna süt verir. Meyve bal gibi oluncaya kadar sürekli besler. Sonbahar gelince de, yapraklarını döker, bir odun görünümüne döner. “Anneliği” mevsimliktir.
- Diğeri de “anne hayvanlar”. Anne aslan bir canavardır, korkunç bir görünümü vardır. Yanına kimseyi yaklaştırmaz. Ama yavrusuna karşı çok müşfiktir ve sevgi doludur. Onu beslemek için yakaladığı yaban hayvanlarını yer, yavrusunu sütüyle büyütür. Aslanın da anneliği birkaç aylıktır. Yavrusu büyüyünce annelik biter, şefkati ve sevgisi de kesilir. Verilen görevi hakkıyla yapmış ve bitirmiştir.
- Bir de gerçek ve sürekli anne vardır. İnsan anneleri… İşte onların görevleri bitmez, yavrusunun mutluluğu için ömür boyu çırpınır durur. Yani anneliği mevsimlik değil, ömür boyudur.
Bir kadın, anne adayı olunca bambaşka bir hale girer. Daha önce sadece gördüğü ve duyduğu anneliği iliklerine varıncaya, kalbinin derinliklerine ininceye kadar yaşamaya başlar.
Hamilelik dönemi, doğum öncesi derken, gün gelir yavrusunu bağrına basar, kalbini onun kalbiyle buluşturur, emzirir, besler, büyütür. Çocuk yürümeye, konuşmaya, gelişmeye doğru yol alır. Zaman olur büyür, hayata atılır, kocaman bir insan olur. Ama o annesinin gözünde sürekli çocuktur, yavrudur, bebektir; hiçbir zaman büyümez.
Annede annelik bitmez, ne bir incir ağacı gibidir, ne de bir aslana benzer. Gönlüne konan şefkat, merhamet, sevgi, fedakârlık, ilgi ve özlem hiç mi, hiç tükenmez.
Tüm annelerin anneler günü kutlu olsun ve her gün anneler günü olsun:)
Yorum (yok) Yorum yaz! Kalıcı Bağlantı


