SOL YANIM ACIYOR ANNE

7/12/2007 -Kategori: Annelik ile ilgili hikayeler ve siirler

Merhaba anne,
Yine ben geldim.
Merak etme okuldan çıktım da geldim.
Anneler de babalar gibi merak eder mi bilmiyorum ama
Ali, “Okula gitmezsem annem çok kızar, merak eder.”
Demişti de onun için söylüyorum.
Geçen hafta öğretmen, sağ elimde sarımsak, sol elimde
soğan dedirte dedirte öğretti sağımı solumu.
Ben biliyorum artık anne, sağım neresi, solum neresi
Ağrıyan yanımın neresi olduğunu.
Şimdi iyi biliyorum anne.
Hani geçen geldiğimde:
Şuram acıyor işte, şuram demiştim de
Bir türlü söyleyememiştim ya acıyan yanımı anne
Bak şimdi söylüyorum. Şuram işte,
Sol yanım çok acıyor anne.
Hem de her gün acıyor anne her gün.

Dün sabah annesi Ayşe’nin saçlarını örmüştü.
Elinden tutup okula getirdi.
Yakası da danteldi.
Zil çalınca öptü, hadi yavrum sınıfa dedi.
Ben de ağladım,
Ağladım hiç de utanmadım.
Öğretmen ne oldu dedi?
Düştüm, dizim çok acıyor dedim.
Yalan söyledim anne.
Dizim acımıyordu ama sol yanım çok acıyordu anne.

Bugün ben de saçım örülsün istedim.
Babam ördü ama onunki gibi olmadı.
Dantel yaka istedim.
Babam; “Ben bilmem ki kızım.” dedi.
Bari okula sen götür dedim.
“Kızım, iş…” dedi.
Ben de bana ne dedim, ağladım.
“Kızım, ekmek” dedi babam.
Sustum ama okula giderken yine ağladım anne.
Ha, bi de sol yanım yine çok acıdı anne.

Herkesin çorapları bembeyaz,
benimkiler gri gibi.
Zeynep, “Annem, beyazlara renkli çamaşır
katmadan yıkıyormuş” dedi.
Babam hepsini birlikte yıkıyor.
Babam çamaşır yıkamasını bilmiyor mu anne?
Uffff, babam, her gün domates
peynir koyuyor beslenmeme.
Üzülmesin diye söylemiyorum ama
Arkadaşlarım her gün kurabiye,
börek, pasta getiriyor.
Biliyorum babam pasta yapmasını
bilmez anne.

Hava kararıyor, ben gideyim anne.
Babam bilmiyor kaçıp kaçıp sana geldiğimi.
Duyarsa kızmaz ama çok üzülür biliyorum.
Kim bozuyor toprağını,
Çiçeklerini kim koparıyor?
İzin verme anne,
Ne olur toprağına el sürdürme!
Eve gidince aklıma geliyor bi de
bunun için ağlıyorum anne.
Bak, kavanoz yanımda,
toprağından bir avuç daha alayım.
Biliyor musun anne?
Her gelişimde aldığım topraklarını
Şu kavanozda biriktirdim.
Üzerine de resmini yapıştırıp
başucuma koydum.

Her sabah onu öpüyor kokluyorum.
Kimseye söyleme ama anne
Bazen de konuşuyorum onunla.
Ne yapayım seni çok özlüyorum
anne.
Ha unutmadan,
Öğretmen yarın anneyi anlatan
bir yazı yazacaksınız dedi.
Ben babama yazdıracağım.
Öğretmen anlarsa çok kızar ama
bana ne kızarsa kızsın.
Ben seni hiç görmedim ki neyi,
nasıl anlatacağım anne.

Senin adın geçince sol yanım
acıyor anne.
Hiç bir şey yutamıyorum.
Bazen de dayanamayıp ağlıyorum.
Kâğıda da böyle yazamam ya anne.
Ben gidiyorum anne,
Toprağını öpeyim, sen de rüyama gel beni öp.
Mutlaka gel anne,
Sen rüyama gelmeyince
Sol yanımın acısıyla uyanıyorum anne.
Sol yanım acıyor anne.
İşte tam şurası,
Sol yanım çok acıyor anne.
Seni çok özledim anne, çooook…

 

Yorum (yok) Yorum yaz! Kalıcı Bağlantı

SAKIN YAPMAYIN...

6/12/2007 -Kategori: Annelik ile ilgili hikayeler ve siirler

stork.gif 1895 byteswaaah.gif 4708 bytes

Bir bebeğin yarım kalan mektubu

5 Ekim:
Bugün var edildim. Buradayım. Varım. Müthiş bir duygu bu. Var
olduğumu henüz annem ve babam bilmiyor.
Bir elma çekirdeğinden bile küçüğüm. Ama ne de olsa, ben benim. Varım ya!
Bu bana yetiyor. Henüz bedenim belli belirsiz, yüzüm yok ama varlığımı ve
benliğimi hissedebiliyorum. Bir kız olacağım ve baharda çiçekleri
seveceğim.

19 Ekim:
Biraz büyüdüm. Kımıldamam mümkün değil. Annem henüz farkında
değil ama onun kanıyla besleniyorum. Kalbini dolaşıp gelen sımsıcak kan
bana geliyor. Beni sevecek bir kalbin kıpırtılarını şimdiden hissediyorum.
Annem beni çok sevecek. Annem için güzel bir sürpriz olacağım.

23 Ekim:
Hiç göremediğim bir el ağzımı biçimlendirmeye başladı.
Dudaklarımda onun dokunuşunu hissediyorum. Bu "el"in dokunduğu yerler
dudağım damağım oluyor. Düşünün bir yıl sonra bu elin dokunduğu yerde
tebessümler açacak, güleceğim. Dudağımdan ve dilimden sözler dökülecek.
Herhalde önce "Anne!" diyeceğim. Anne duyuyor musun beni? Seninle
konuşacağım. Sana güleceğim. Kimilerine göre hâlâ daha var değilmişim
Nasıl olur? Varım ve gülücükler sunacak dudaklarım da olmak üzere ya
Hem sonra bir ekmek kırıntısı ne kadar küçük olursa olsun yine ekmektir. Öyle
değil mi anneciğim? Ah bir konuşabilsem!

27 Ekim:
Bugün pek mutluyum. İçimde tatlı bir kıpırtı başladı. Artık bir
kalbim var. Kalbim atmaya başladı. Hayatım boyunca böyle atıp duracak.
Sevgilerle dolduracağım kalbimi. Tıpkı anneminki gibi... Annem bedeninde
iki kalbin birden atmaya başladığını bilseydi ne kadar sevinirdi! Duyuyor
musun anne?

2 Kasım:
Her gün biraz daha büyüyorum. Kollarım ve bacaklarım da
biçimlenmeye başladı. Hele bir büyüsün kollarım bak nasıl kucaklayacağım
seni anneciğim. Şu ayaklarım da tamamlansın da, beraber çiçekli bahçemizde
yürürüz. Belki birlikte okula gideriz.

12 Kasım:
Ah evet
Bunlar, bunlar ne kadar sevimli ve küçük şeyler. Aman
Allah'ım parmaklarım da çıkmaya başladı. Bunlarla çiçek toplayacağım,
annemin elini tutacağım, kalem tutacağım. Belki de güzel bir şiir
yazacağım. Anneciğim, orada mısın? Ellerimi ellerinin arasına koymak için
sabırsızlanıyorum.

20 Kasım:
Oh, nihayet. Annem doktora gitti. Burada olduğumu öğrendi.
Yaşasın! Doktor teyze özel bir cihazla gördü beni. Ultrason diyorlarmış.
Resmimi bile çekti. Sevinmiyor musun anneciğim? Seneye kalmaz kollarının
arasında olacağım

25 Kasım:
Artık babam da burada olduğumu biliyor. Fakat henüz kız
olduğumun farkında değiller. Onlara sürpriz yapacağım.

10 Aralık:
Bugün yüzüm tamamlandı. Artık iki güzel gözüm, bir küçük
burnum, dudaklarım ve yanağım var Anneme benziyorum galiba

13 Aralık:
Artık çevreme bakabiliyorum. Etrafım çok karanlık ama olsun.
Yine de mutluyum. Yaşıyorum ve varım. Kısa bir süre sonra gün ışığını
görebileceğim, renkleri ve çiçekleri tanıyacağım. Rüyamda gördüm. Dünyada
gökkuşağı diye bir şey varmış.. Onu çok merak ediyorum.. Anneciğim,
babacığım sizin yüzünüzü de göreceğim. Tanışacağız
. Mutlu olacağız.
Gülüşeceğiz..

24 Aralık:
Kulaklarım daha iyi duyuyor artık. Anneciğim, senin kalbinin
seslerini duyuyorum. Benim kalbimin atışlarını da sen duyabiliyor musun?
Hatta sesini bile tanıyabiliyorum. Sesin ne kadar tatlı Hiç duymadığım
bir şey bu Güzel ve sağlıklı bir kız olacağım. Kollarında uyuyacağım,
yüzüne bakacağım, o tatlı sesini dinleyeceğim. Benim için ninni de
söyleyecek misin anneciğim? Sen de beni özlüyorsundur mutlaka Beni
koklayacaksın.. Çok seveceksin, değil mi?

28 Aralık:
Anne burada bir şeyler oluyor. Doktor abla neden mutsuz bakıyor
böyle... Sen acı çekiyor gibisin. Kalp seslerin değişti... Sustun. Benimle
niye konuşmuyorsun anne? Anne? Anne? Anneciğim Yüzümde soğuk bir şey
hissediyorum. Anne, yüzümü parçalıyorlar... Anne bir şeyler yap Anne
Kolumu çekiyorlar anne Canım yanıyor anne... Anne Ayaklarımı parçalıyor
bu şey anne... Beni sana bağlayan damarı kopardılar anne
? Anne kalbimi
parçalıyorlar Anneciğim Anne? Anne? An... Ah!


Kürtajınız tamamlandı hanımefendi. Geçmiş olsun!

 

Yorum (2) Yorum yaz! Kalıcı Bağlantı

ANNE OLMADAN ÖNCE...

6/12/2007 -Kategori: Annelik ile ilgili hikayeler ve siirler

ANNE OLMADAN ÖNCE…

  • Gece ne kadar geç yatacağım ya da sabah ne kadar geç kalkacağımı düşünmezdim. 
  • Dişlerimi fırçalar, saçlarımı uzun uzun tarayabilirdim... 
  • İçki içmenin ne kadar keyifli olduğunu, bir şey düşünmeden sızabilmenin, hatta kesintisiz, düşüncesiz uyuyabilmenin kıymetini bilmezdim. 
  • Evimi her gün temizlerdim. Hatta süsler, püsler, küçük dekorasyon oyunları yapardım. 
  • Evimi dağıtacak şeylerin küçük oyuncaklar, yırtık kâğıtlar olacağı aklıma bile gelmezdi... 
  • Saksılarımın zehirli olup olmadığını düşünmemiştim bile. Ya da banyoda duran el sabununun bir yiyecek gözüyle görülebileceğini...

ANNE OLMADAN ÖNCE...

  • Üzerime bu kadar işeneceğini, kusulacağını ve daha da ilginci bundan rahatsız olmayacağımı bilemezdim. 
  • Gaz çıkartmanın eğlenceli tarafını göremezdim.

ANNE OLMADAN ÖNCE...

  • Ağlayan bir bebeği aşısı yapılsın ya da test için kan alınacak diye ağlaya ağlaya kucağımda sıkabileceğimi bilmezdim.
  • Ağlamaklı gözlere bakıp ağlayabileceğimi, minik bir tebessümden büyük mutluluklar yaşayabileceğimi düşünemezdim.
  • Saatlerce uyuyan bir bebeği seyretmek için uyanık kalabileceğimi... 

ANNE OLMADAN ÖNCE...

  • Kalbimin vücudumun dışında bir yerlerde olabileceğini... 
  • Aç bir bebeği doyurmanın insanın ruhunu nasıl doyurabildiğini..
  • Bir anne ile çocuğunun arasındaki bağın göbek bağından çok daha sağlam olduğunu... 
  • Bu kadar küçük bir bedenin bu kadar büyük bir huzur verebileceğini... 

Düşünemezdim…

ANNE OLMADAN ÖNCE...

  • Bütün bir gece boyunca, hatta geceler boyunca her şeyin yolunda gidip gitmediğini kontrol etmek için 10 dakikada bir uyanacağıma... 
  • Kapılardan nefes sesi dinleyeceğime... 
  • Başkasının öksürüklerinin ciğerimi parçalayabileceğine... 
  • Bir insan öpücüğünün kesilen parmağımın acısını dindirebileceğine...

İnanamazdım...

ANNE OLMADAN ÖNCE…

 

  • Ömür boyu süren ve mutluluk duyarak yapılan bir kölelik olduğunu,
  • Ne kadar fedakarlık gerektirdiğini,
  • Dünya’nın en güzel sevgisinin evlat sevgisi olduğunu…
  • Hayatımda ki  en değerli varlığın çocuğum olduğunu…

Bilmezdim...

ANNE OLMADAN ÖNCE…

 

 

ANNELİK...

 

  • Yaramazlıklarını hoş görebilen,
  • Olumsuz her davranışının altında olumlu bir yön bulmaya çalışan,
  • Her şeyin konuşarak halledilebileceğine inanan,
  • Yanında yokken kılına zarar gelecekmiş gibi korkulara kapılan,
  • Akan her damla gözyaşında yüreği cız eden, 
  • Onun yokluğunu düşünemeyen, keşke daha önce doğsaymış diyebilen,
  • Yanında bulunduğu her anı kar sayabilen ve bu anlardan müthiş zevk alan
  • Onu hayalinde hep en iyi mevkilere yerleştiren,
  • Ona her şeyin en iyisini yakıştıran,
  • Kendi yaşayamadığı her güzelliği çocuğuna yaşatmak isteyen,
  • Kendisinden önce çocuğunu düşünen, bencil olmayan,
  • O doğduktan sonra, kendini sadece Onun için yaşıyormuş gibi hissedebilen,
  • Ondan güç alan, 
  • Çocuğu olduğunda kendi annesini daha iyi anlayabilen,
  • Yaşanması gereken, ama anlatılamaz bir duyguyla çocuğunu seven,
  • En önemlisi de olağanüstü sabır gerektiren,

İsteyen herkesin yaşamasını istediğim bir duygudur annelik.

 

 

 

HİKÂYE…

 

Bir erkek bir kızı çok mu çok seviyormuş, o kızda kendisini seven erkeğe,

 

— İnanıp inanmadığını ispatlaman için bana annenin kalbini getir demiş,

 

Kızı deliler gibi seven erkek annesinin kalbini hiç düşürmeden çıkartıp kıza götürmek için yolda koşarken ayağı taşa takılıp düşmüş ve kalpten gelen bir ses,

 

—Ah, evladım, yavrum bir yerin acıdı mı?

 

Bu hikâyenin doğru olup olmadığını bilemiyorum ama bir şeyi çok iyi biliyorum ki, annelik böyle bir şey…

 

 

Yorum (yok) Yorum yaz! Kalıcı Bağlantı

MELEK

6/12/2007 -Kategori: Annelik ile ilgili hikayeler ve siirler

 

 

 

 

25.09.2006 - DÜNYA ' YA GELECEK OLAN MELEK!

Bir zamanlar dünyaya gelmeye hazırlanan
bir çocuk varmış.

Bir gün Tanrı'ya sormuş;

"Tanrım, beni yarın dünyaya göndereceğini söylediler.
Fakat ben o kadar küçük ve güçsüzüm ki,
orada nasıl yaşayacağım
?"

"Tüm meleklerin arasında senin için bir tanesini seçtim,
O seni bekliyor olacak ve seni koruyacak.
Meleğin sana her gün şarkı söyleyecek ve gülümseyecek.
Böylece sen onun sevgisini hissedecek ve mutlu olacaksın."

"Peki, insanlar bana bir şey söylediklerinde,
dillerini bilmeden, söylediklerini nasıl anlayacağım?"

"Meleğin sana dünyada duyabileceğin en tatlı ve
en güzel sözcükleri söyleyecek.
Sana konuşmayı, dikkatle ve sevgi ile öğretecek."

"Peki, ben seninle konuşmak istersem ne yapacağım?"

"Meleğin sana ellerini açarak
bana dua etmeyi de öğretecek."

"Dünyada kötüler olduğunu da duydum.
Beni onlardan kim koruyacak?"

"Meleğin seni kendi hayatı pahasına da olsa koruyacak."

"Fakat ben seni bir daha göremeyeceğim için çok üzgünüm."

"Meleğin sana sürekli benden söz edecek ve
ulaşmanın yolunu öğretecek."

O sırada cennette bir sessizlik olur ve
dünyanın sesleri cennete kadar ulaşır.
Çocuk gitmek üzere olduğunu anlar ve
son bir soru sorar;

"Şimdi gitmek üzere isem,
benim Meleğimin adı ne?"

"Meleğinin adının önemi yok yavrum.
Sen onu, ANNE diye çağıracaksın...

Yorum (1) Yorum yaz! Kalıcı Bağlantı

ANNELİK TÜRLERİ

5/12/2007 -Kategori: Annelik ile ilgili hikayeler ve siirler

ANNELİK TÜRLERİ…

 

  • Birisi “anne bitkiler”, yani “ağaç anne”. İncir ağacı yeşermeye başlayınca kendisi çamur yer, meyvesi olan yavrusuna süt verir. Meyve bal gibi oluncaya kadar sürekli besler. Sonbahar gelince de, yapraklarını döker, bir odun görünümüne döner. “Anneliği” mevsimliktir. 
  • Diğeri de “anne hayvanlar”. Anne aslan bir canavardır, korkunç bir görünümü vardır. Yanına kimseyi yaklaştırmaz. Ama yavrusuna karşı çok müşfiktir ve sevgi doludur. Onu beslemek için yakaladığı yaban hayvanlarını yer, yavrusunu sütüyle büyütür. Aslanın da anneliği birkaç aylıktır. Yavrusu büyüyünce annelik biter, şefkati ve sevgisi de kesilir. Verilen görevi hakkıyla yapmış ve bitirmiştir. 
  • Bir de gerçek ve sürekli anne vardır. İnsan anneleri… İşte onların görevleri bitmez, yavrusunun mutluluğu için ömür boyu çırpınır durur. Yani anneliği mevsimlik değil, ömür boyudur.

 

Bir kadın, anne adayı olunca bambaşka bir hale girer. Daha önce sadece gördüğü ve duyduğu anneliği iliklerine varıncaya, kalbinin derinliklerine ininceye kadar yaşamaya başlar.

 

Hamilelik dönemi, doğum öncesi derken, gün gelir yavrusunu bağrına basar, kalbini onun kalbiyle buluşturur, emzirir, besler, büyütür. Çocuk yürümeye, konuşmaya, gelişmeye doğru yol alır. Zaman olur büyür, hayata atılır, kocaman bir insan olur. Ama o annesinin gözünde sürekli çocuktur, yavrudur, bebektir; hiçbir zaman büyümez.

 

Annede annelik bitmez, ne bir incir ağacı gibidir, ne de bir aslana benzer. Gönlüne konan şefkat, merhamet, sevgi, fedakârlık, ilgi ve özlem hiç mi, hiç tükenmez.

 

 

Tüm annelerin anneler günü kutlu olsun ve her gün anneler günü olsun:)

 

Yorum (yok) Yorum yaz! Kalıcı Bağlantı

ÇOK KARANLIK

5/12/2007 -Kategori: Annelik ile ilgili hikayeler ve siirler

Çook karanlık...ama sıcacık. İçimde bir yerlerde tek düze bir pıt pıt pıt... Kimim ve neredeyim acaba? Geldiğim yere hiç benzemiyor burası. Düşer gibi oldum, sonra karanlık...karanlık.
Güvenli odamın duvarlarından sesler geliyor. Gözlerimi açalı çok fazla olmadı. Kırmızı, pembe arası odamın duvarları.. Etrafı kuşatılmış minik, su dolu bir balonun içimdeyim. Dün gece çok gürültülü kahkahalarla uyandım. Oldukça uzak olmasına rağmen uzanıp susmaları için hırsla duvarı yumrukladım. Bana mısın demiyorlar..
Bu odanın duvarına bir hortum ile bağlıyım ben.. Yeni farkettim. Bir ucu duvarda, bir ucu da benim karnımda. Biri çok minik tam 5 uzantım var. Çok güzel sesler duyuyorum kimi zaman. Ne olduklarını tam bilmiyorum ama sabırsızlıkla bekliyorum o sesleri.
Yaygarayı arttırdıkları zaman artık daha kuvvetli vuruyorum artık. 5 uzantım var demiştim ya. Minik olanı öylece kaldı. Ama diğer dört tanesi sürekli büyüyor. Başımı yukarıda tutamıyorum. Hatta sürekli başaşağı duruyorum da diyebiliriz. Bazen dışardan bir baskı hissediyorum. Birisi dışarıdan itiyor sanki. Ya da duvarın arkasında dış yüzünde birşey duruyor. Kıpırdamayı bırakıp, kulak kesiliyorum ben de.
Artık ben sığmıyorum buraya.. Hiçbir şekilde dönemiyorum. Uzantılarımı çektim karnıma doğru. Uzatmanın imkanı yok.. Herhalde daha büyük bir balona alacaklar beni.. Kimbilir? ?Kimse yok mu orda !?
Dışarıda hareketlilik başladı. Birileri, uzun zamandır sakince barındığım odanın dışında hararetle konuşuyor. Uzaktan gelen sesler yavaş yavaş yaklaşıyor. Artık duvarlara yumruk ya da tekme atamıyorum zaten. Bıraktım kendimi. Ne olacaksa olsun artık. Birden bire tam başımın üzerinde parlak bir ışık farkettim. Yukarı doğru çekiyorlar beni. Çekildikçe aydınlığa düşüyorum. Soğuyor etrafım. Gözlerim bulanık mavi sarı bir aydınlıkta kamaşıyor. Hemen kapatıyorum. Sesler ne kadar da tanıdık aslında. Sadece daha yakından geliyorlar. Karnımın üzerinde bir şişkinlik oldu. Dışarı bıraktım şişkinliği ve minik bir çığlık duydum. Bu sesi ben mi çıkarttım gerçekten? Birisi kucakladı beni. Çığlıklarım devam ediyor. Durduramıyorum kendimi. Ağzımdan içeri birşey soktular. Temizliyorlar herhalde. Sonra beni sarıp bir başka yere götürdüler. Tek gözümü açıp baktım, biri oturuyor, diğeri ise yatıyordu.
Beni ikisinin arasına koydular.Hiç birine anlam veremiyorum. Aydınlıktan yoruldum. Gözlerimi kapattım.Karnımda bir boşluk var. Ağzımla bir şeyler arıyorum sürekli. Kontrol edemiyorum kendimi. Bir süre kuvvetlice bağırdım. Sesim ne kadar güzel.. Karnımın üzeri önce şişiyor sonra sönüyor sürekli. Bu da kontrol edemediğim garip bir şey.
O da ne! Hiç kıpırdamadığım halde hareket ediyorum. Biri beni içinde bulunduğum nesneyi itiyor. Bana bakarak sesler çıkartıyor.. Tanrım ne kadar gürültücü bunlar. Susuuunn!

Daha loş, bembeyaz bir odadayım. Yüzümü sıcak bir yere yasladılar. Yüzümün iki yanını çekiştirip duruyorlar. Yüzümü yasladıkları yer çok güzel kokuyor ve sıcacık. Minik bir tümseğe denk geldi ağzım. Bu ne böyle ? Dilimle ittim. Ağzımı bu tümseğin üzerine getiriyorlar bıkıp usanmadan. Hırsla ağzımın içerisinde sıkıştırıverdim bende. Sıcacık, tatlı birşey geldi minik tümsekten. Başımı kaldırıp bakmadım bile ilk seferinde. İşte tanışıklığımız böyle oldu... Duvarım ve kordonum... Canımı veren Annemsin sen... Ben herşeyi biliyorum. Dün akşam babamla mavi beyaz odamda konuştuk. Baş ucuma oturup herşeyi anlattı. Sadece ikimiz biliyorduk. Şimdi sırrımıza seni de ortak ettik.
Seni çok seviyorum Anneciğim..

Yorum (yok) Yorum yaz! Kalıcı Bağlantı

HOŞ GELDİN DORUK BEBEK

Adı Soyadı: Doruk DURUKAN Doğum Tarihi:25.09.2006 Pazartesi Doğum Saati:10:30 Doğum Kilosu:3.250kg Boyu:50 cm Burcu:Terazi Anne Adı: Burcu Baba Adı: Hüsnü Favorileri: Ağlayarak her istediğini yaptırmak, suyla oynamak, evi dağıtmak, dolapları karıştırmak, ce-ee oynamak, emzik, kaka yapmak, Hoşlanmadıkları: Uyumak, altının değişmesi yalnız kalmak, giyinmek,yaramazlık yaparken engellenmek....

Son Yazılarım

Arkadaşlarım

Kategorilerim

Bağlantılarım

foto resim alb�oto011Fraf y�a>
Designed by In Obscuro
Google